Araştırma Projesi

Ayvalı Çeçen (Güngören Köyü), 1903 yılında Osmanlı padişahının izniyle iskâna açılmıştır (bkz. Ek). Kuruluş sürecinde Akdağmadeni idari sınırları içerisinde yer alan köy, günümüzde Yozgat ili Sorgun ilçesine bağlı bulunmaktadır. Köyün yerleşimi, Varandoy, Vaşandroy ve Cinhoy teiplerine mensup Çeçen aileler tarafından gerçekleştirilmiştir.

Osmanlı arşivinde tespit edilen ve halk arasında ‘köyün kuruluşu’ olarak adlandırılan, resmî adıyla ‘Akdağmeni Ayvalı Mevkiine 25 Hane Çeçen’in İskânı’ başlıklı belgeye dayanarak, ilk etapta göç edenlerin yirmi beş haneden oluştuğu ve bu grubun büyük bir kafilenin parçası olmadığı yorumu yapılmaktadır.”

Köyün coğrafi konumu, nüfusunun azlığı ve diğer harici faktörlerin etkisi ile halihazırda mevcut bulunan çalışmalarda kapsamlı olarak değerlendirilmemesin tabii sonucu olarak köyün bazı değerleri unutulmaya yüz tutmuştur.

Köylülerin, anavatan ile bağı belirli noktalarda yeniden birleşip ayrılmıştır, bilinen en temelli hikaye 1923-1924 yıllarında Çolak (Hacı) Ömer ve Movsar Mansur’un anavatana geri dönüp sekiz yıl yaşamalarıdır.

Köylüler, geçimlerini ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılıkla sağlamışlardır. Bununla birlikte, zaman içerisinde ticari faaliyetlerini genişleterek günümüzde Suriye topraklarına kadar uzanan mesafelerde ticaret yapmışlardır.

Her ne kadar belgelendirme süreci devam etmekte olsa da, Çanakkale Savaşı gazilerinden asıl adı Betig(Varando) olan ve ‘Fettah Çavuş’ lakabıyla tanınan kişi ile devlet görevlisi Celil (Celal) Beylerin varlığı bilinmektedir. Celil Bey, bir gözünün mercek ile tedavi edilmesi nedeniyle halk arasında ‘Kör Celil’ olarak anılmaktadır.

Köy, coğrafyanın da etkisiyle en çok Sivas’ın Canabdal ve Bozkurt köyleri ile etkileşime geçmiştir. Birçok evlilik, cenaze ve mücadele anıları anlatılmaktadır.

Köye dair unutulmaya yüz tutan bu değeleri kaybetmemek ve köyün diaspora edebiyatına, Türkiye milli müdafaa sürecine ve anavatan gelişmelerine etkili şahısların faaliyetlerini ortaya çıkarmak adına akademik bir çalışmaya başlanmıştır.

Bu çalışma, temelleri Ayvalı Çeçen’den Aziz Bey tarafından atılmış; ancak henüz arşiv belgelerine ulaşılamamış bir araştırmanın devamı niteliğini taşımaktadır. Süreç içerisinde yapılacak eklemelerle, tarihî belge niteliği taşıyan bulguların ilgili araştırmacıların ve ilgililerin erişimine sunulması amaçlanmakta; bu yolla geçmiş ile bugün arasında bir köprü kurulması hedeflenmektedir. Çalışmanın temel anlamı ve önemi bu yaklaşımda yatmaktadır.